Her yıl 14 Mart ülkemizde
Tıp Bayramı olarak kutlanır. Bu sebeple ben de Osmanlı’dan bugüne Tıp bilimin
gelişimiyle ilgili bir yazı kaleme aldım. Buyrunuz J
Türkiye’nin
Batılılaşmasında 1826 yılının çok önemli bir dönüm noktası olduğu kabul edilir.
Bu tarih II. Mahmut’un Batılılaşma karşısında en büyük engellerden birisi
olarak görülen ve her türlü yeniliğe karşı çıkan muhafazakar cephenin silahlı
gücü haline dönüşmüş Yeniçeriliği kaldırmayı başardığı senedir. Bu nedenle pek
çok tarihçi Türkiye’nin Batılılaşma sürecini bu tarihle başlatmak
eğilimindedir.
Türkiye’ye Batılılaşma ilk
olarak Avrupalı uzmanların danışmanlığında kurulan tıp okulları ile askeriye okulları
aracılığıyla girmiştir. On dokuzuncu yüzyıldaki önemli Osmanlı bilim
adamlarının ve düşünürlerinin neredeyse tümü tıp eğitimi almış kimselerdir.
Bunun nedeni bu topraklardaki Batı tarzındaki ilk eğitimlerin tıp öğrencilerine
verilmiş olmasıdır. Tıp eğitimindeki bu modernleşme ise ancak Yeniçeriliğin
kaldırılmasıyla mümkün olmuştur. Gerçekten de Yeniçeriliğin kaldırılmasından
hemen bir yıl sonra İstanbul’da Şehzadebaşı semtindeki Tulumbacıbaşı Konağı'nda
Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla modern bir tıp okulu kurulmuştur.
Bu okulun açıldığı tarih olan 14 Mart tarihi, Türkiye’de modern tıp eğitiminin
başladığı tarih olarak kabul edilmekte ve bu nedenle de söz konusu tarih
ülkemizde Tıp Bayramı olarak kutlanmaktadır. Tıp Bayramının ilk kutlandığı yıl
İstanbul’un henüz işgal altında olduğu 1919 yılıdır ve devrimci doktorlar
tarafından işgali protesto etmek için yapılan bir hareket olarak doğmuş, daha
sonra gelenekselleşmiş ve günümüze kadar gelmiştir. Dolayısıyla ülkemize özgü
olan 14 Mart Tıp Bayramı, icat edilişi bağlamında tıbba ilişkin gelişmeleri
kutsamaktan çok ulusal bir yurt savunma hareketi olarak hayata geçirilmiştir.
Gerçekten de Türkiye’nin çağdaşlaşma sürecindeki en önemli aydınlar tıp
fakültelerinden yetişmişlerdir ve ülkemizin bugünkü çağdaş konumuna
erişmesindeki en kıymetli entelektüel düşünceleri ve ruhu bu okullardan mezun
olan kadrolar üretmiştir.
Modern Türkiye peş peşe
kurduğu pek çok yeni ve çağdaş sosyal ve fenni eğitim kurumları sayesinde tıp
fakültelerini entelektüel üretmek zorunda kalmaktan kurtarmış ve tıp
fakültelerinin asli görevleri olan tıp insanları yetiştirmeye odaklanmasına
olanak tanımıştır. Bu odaklanmanın sağlanabilmesiyle birlikte Türkiye’de tıp
eğitimi enerjisini salt kendi disiplinine yöneltebilmiş ve ülkemizde çok
kıymetli ve değerli tıp insanları yetişmiştir ve yetişmektedir. Bugün Türkiye
dünyadaki en önemli ve zor tıbbi tedavileri ve operasyonları bile yapabilen,
dünyaya tıp hizmeti ihraç edebilen bir ülke konumundadır. Her geçen yıl artan
hastane ve tıp fakültesi sayısı, ülkemizde hızla artan yaşam süresini de
arttırmakta, insanlarımızın yaşam kalitesini yükseltmektedir. Ülkelerin
refahlarının artmasında ekonomi kadar sağlık ve yaşam kalitesinin de doğrudan
etkisi bulunduğu için, bir ülkenin dünya refah sıralamasında yükselebilmesi, o
ülkenin tıp konusunda da son derece güçlü ve güvenilir olmasına bağlıdır.
İnsanlarımızın,
evlatlarımızın, torunlarımızın yaşamlarının daha sağlıklı, daha uzun ve daha
mutlu geçmesi için en önemli görevi yürüten tüm tıp insanlarımızın Tıp
Bayramı’nı kutluyorum.

Öğretici ve okuması keyifli bir yazı olmuş:)
YanıtlaSil