29 Mart 2013 Cuma

Benim Gözümden PARİS

Tüm dünyada sanatsal ve kültürel yaşamı ile bilinen Paris,Avrupa şehirleri arasında beni güzelliğiyle en çok etkileyen şehir. Dünya tarihinde önemli bir yere sahip olan Paris, tarihsel güzellikleri ve geçmişten bugüne taşıdığı anıtlarıyla insana geçmişe seyahat etmiş hissi verir. Tüm tarihsel anıtlar gece ışıklandırmalarıyla büyülü bir dünya yaratır ve Paris, 'Ville Lumiere' (Işık Şehri) adıyla da anılır.

İlk kez 12 yaşımdayken ailemle birlikte Paris'e seyahat etmiştim. Bu ilk seyahatte; Notre Dame Katedrali, Louvre Müzesi, Eyfel Kulesi ve Eglise de la Madeleine gibi, mutlaka görülmesi gereken yerlerin hepsini gezme fırsatım olmuştu. Daha sonra pekçok kez ailemle ve arkadaşlarımla Paris'e seyahat ettim. Dönem dönem,özlem duydukça, tarihi yerleri tekrar gezdim. Fakat şimdi Paris benim için nefes alabildiğim, hem bedensel hemde zihinsel olarak dinlenebildiğim ender yerlerden. Keyifli restaurantlar,en son trendleri barındıran mağazalar,uzun yürüyüşler yapabileceğim sokaklar ve ışıl ışıl caddeleriyle Paris rüya şehiri gibi :)

Paris'e gittiğimde nerede kalıyorum? En çok nerelerde yiyip içip,nereden alışveriş yapıyorum? Bana en keyif veren mekanlar hangileri? Paris'e seyahat edeceklere bir rehber olması için,sizlerle paylaşmak isterim :)




Paris'te hep kaldığım ve hayran olduğum yegane otel Four Seasons George V.  Müşteri memnuniyetini herşeyin üstünde tutan bu otelden daha hiç mutsuz ayrılmadım. Lokasyonu,spa'sı,restaurantı ve her zaman trendy olan barıyla benim vazgeçilmezim.' Four Seasons Hotel benim bütçemi aşar' veya 'Ben Paris'i gezmeye geldim,otelde vakite geçirmem' diyenler içinse Chateau Frontenac lokasyonu ve giriş çıkış pratikliğiyle ideal. Türk müşterilere de son derece alışıklar :)

Yeme içme konusunda Paris'te şöyle bir durum varki; trendy olan tüm restaurantlar aynı şirket grubuna ait. Bu restaurantların menüleri de birbirine o kadar çok benziyorki,bir süre sonra aynı şeyleri yemekten sıkılmaya başlıyorsunuz. Benim en sevdiklerim;  L'Avenue Cafe, Hotel Costes Restaurant,Matignon ve Societe, hepsi aynı gruba ait olduğundan aynı menüyü servis eden restaurantlar. Bu restaurantlar her zaman kaliteli,fakat bazen ukala denilebilecek kadar snobbish servis elemanlarına rağmen, elite müşteri kitlesi ve tazeliği ve lezzetliyle dikkat çeken yemekleriyle denenmeli diyebilirim :) Matignon aynı zamanda bir gece kulubü ve müzikleri bana hitap ediyor. Çoğu model olduğunu tahmin ettiğim güzellikteki kadınlar da mekana ayrı bir hava katıyor.

Pershing Hall yine aynı gruba ait bir restaurant. Farklı dekoru ve barıyla sevdiğim mekanlardan.

Le Basilic,Kong ve Apicius ise diğer önerebileceğim restaurantlar.

Benim bugüne kadar Paris'te gece kulubü olarak en çok eğlendiğim kulüp,her zaman L'Arc olmuştur. İnsanı her daim dinamik tutan showlarıyla hiç sıkılmadan saatlerce eğlenebilirsiniz. VIP Room ise çok trendy bir başka gece kulubü. İkisini de denemekte fayda var. Bu arada aklımdayken L'Arc'ın restaurantı da var ama denemenizi hiç önermem :)




Konu alışverişe gelince,hava güzelse ve sokaklarda gezmeye müsaitse, Avenue Montaigne ve Saint Honore tüm markaların bulunduğu iki sokak. Eğere hava soğuk veya yağmurluysa Lafayette ve Printemps pekçok markayı içinde bulunduran iki alışveriş merkezi. Özellikle çocuklarınıza alışveriş için Lafayatte çocuk katı mükemmel :)




Paris yılın her dönemi çeşitli sanatsal aktivitelere ev sahipliği yapar. Eğer gideceğiniz döneme göre araştırırsanız,ilginizi çeken bir sergi veya konser bulacağınızdan eminim. Mesela ben, yaklaşık 2 sene kadar önce, Grand Palais'de, Bvulgari markasının en antik ürünlerinin sergilendiği bir sergiyi gezme fırsatı bulmuştum. Eminimki,o mücevher parçalarını,o şekilde hepsi birarada görme fırsatı çok zor yakalanırdı. Bu fırsatı yakaladığım için çok mutluyum ve o sergiyi hala unutamam.

Paris benden bu kadar. Giderseniz Seine Nehri kıyısında yürüyüş yapmayı ve her binada ayrı bir tarih yazdığını unutmayın. Babam her zaman, 'Sadece bakmak yetmez,görmek lazım' der. Sizler de görerek bakın ;)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder